Holistik Yaşam Sanatı
Toplumsal kavram havuzuna – kollektif bilinç- eklediğimiz her yeni kavram, yaşam anlayışımızı geliştirip değiştirirken , tüm olgulara genişleyen anlayışımıza orantılı bütünsel bakış açısı ile yaklaşma potansiyelini yaratmış oluruz.
Parmak izinde dahi farklı olan insanın kavramsal değerlerinin de farklı olacağı aşikardır.
Doğuştan itibaren, hatta ana karnında başlayan, bu dünyaya ait deneyimsel yaşam kayıtlarının birikimiyle oluşan kavramlarımız, önce dar çerçeveli lokal değerde içerikle donanır.
Birey sahip olduğu kavramın gelişimi neticesinde, lokal değerlerle oluşan kavram koordinatını holistik(bütünsel) bakışın gerektirdiği kapsam koordinatına doğru bir yücelim gösterir
Holografik Evren Kuramının ,Evrenin var oluş kuramları içinde akademik çevrelerce çok taraftar toplamasını haklı gösterecek verilerin,bu konuda üretilmiş bilimsel , felsefi,dinsel referansların bolluğu olduğunu belirtmemiz gerekir
Holografik Evren modelinin - Denis Gabor- tarafından matematiksel gelişimini sağlayan kuramlarının formüle edilmesi, bu kişiye Nobel ödülünü getirirken bilimsel çevrelerde kuramın olasılık ihtimali üzerinde taraftar artışını sağlamıştır..
Karl Pribram ve David Bohm adlı akademisyenler ise holografik evren modelinin baş mimarları olarak yaptıkları deneyimlerle ,birçok anlaşılmaz olayı hologramın içerdiği özeliklerle karşılaştırarak açıklanabilir kılmışlardır.
Evrensel yaratılışın holografik yapılanma teknolojisinin- Big Bang- den itibaren ile kurgulandığını savunan bilim adamlarını, deneysel, matematiksel verilerin destekleyen sonuçları yanında geçmiş dönem bilgelerinin söyledikleri öz deyişlerle uyumlaşması da kuramın sağlamlığını arayanlara sezgisel pencereden görünen referanslar olarak merhaba der gibi.
.
Lazer ışını ve kurgulanan düzenekle elde edilen holografik fotografın taşıdığı özellikler gene bu teknoloji kullanarak yapılanan Holografik Evren modeli ile aynı prensipleri taşıması açısından birini anlamak diğerini anlama anlamını taşıyor diyebiliriz.
Lazer ışını ile bir plakaya girişim deseni şeklinde kaydedilen holografik resmin temel özellikleri olarak,
1-Lazer ışığını kullanıp fotografını elde etiğimiz şeyin, girişim deseni şeklinde kayıtlanmış plakasından koparacağımız küçük bir parça , plakanın tümünde olan görüntünün bilgisini taşıyan girişim desenlerinin aynısını ile donanmıştır.
Holografik yapılanma teknolojisinin en küçüğün en büyükle aynı bilgi ile donanmış olması gerçeğinin anlamlı bir örneği olan bu fenomen ,Evrenin holografik yapılanma teknolojisinin icabı doğrultusunda Evren İnsan arasında böyle bir bağlantının olma konumuna gönderme yapar.
Dna nın keşfi en küçükte gizlenen en büyüğün sırrına doğru açılırken- çağlar öncesinden bir bilgenin söylediği -Ne varsa Alemde o dürülmüş Ademe- öz deyişinin haklılık payını göstermesi açısından da dikkat çekici
2-Lazer ışını ile oluşan resmin çok boyutlu görüntüsüne rağmen, elde ettiğimiz görüntü, ışının mekansızlık özeliğine uygun olarak bir kütlesi olmayan İlizyonik bir görüntüdür.
Var oluşa kuant düzeyinden bakabildiğimiz zaman, kuantın mekansızlık özelliği ile inşa edilen tüm var oluşun aynı holografik resimde olduğu gibi ilizyonik bir değerde yapılanmış olması durumu ortaya çıkar.
3-Holografik resmin girişim desenli kayıt plakasını oluşturan lazer ışını ve daha sonra bu plakadan gene lazer ışını ile elde edeceğimiz görüntünün oluşum teknolojisi,gözümüzün korteks tabakasına gelen ışının burada bulunan girişim desenleri kayıtlarının okunması ile aynı teknolojik icraat neticesidir.
Bir video kamerasının herhangi bir imgeyi elektro manyetik frekanslara dönüştürmesi ve daha sonra bir televizyonla bunların yeniden orijinal imgeye çevrilmesi işlemi gibi faliyet gösteren görsel sistem ve diğer algı sistemlerimiz -duyma-koklama-dokunma-tatma- beynimizin bir tür frekans çözümleyicisi gibi davranması ile gerçekleşir..
.
Bu bağlamda tüm var oluşun, holografik olarak düzenlenmiş dalga boylarından oluşan ortak bir dille yazılan kurgu, olduğunu söyleyebiliriz
.
4- Hologramın taşıdığı özelliklerden temel olanı ise var olanın bütünsellikle yapılandığı gerçeğidir
.Farklı fizik alemlerinin iç içe dürülmesi ile bir ve bütün olarak oluşturulan holografik evren gerçeğini, asırlar öncesinden -Vahdedi vucud-felsefesi olarak ifade eden mistikler, bu gün kuant mekaniğinin söylediklerini asırlar öncesinden ifade etmekten farklı bir şey yapmamışlardır.
Yaşanan dönemin yüksek frekanslı değerleri ( çağdaş sanat-çağdaş bilim-çağdaş felsefe) verileri ile yoğunlaşan insan, özünde taşıdığı evren bilgisini açıp insanlığa çağa uygun yeni bilgiler-eserler doğaçlamaya muktedir olarak dizayn edilmiştir
Birey çağdaş, yeni kavramsal değerler içeren özelliklerle donanmış eserleri yaratabildiği oranda, en temel yaratısı olan kendini- Tanrısal İnsan- numunesi olarak yaratabilme performansını gerçekleştirmiş olur.
.
İlahi evrimsel süreçlerin ( bilincin programlı yaşam aktivitesi) yeni boyutu olan -Tanrısal İnsan-numunelerinin ortaya çıkması ,programlı evrimsel süreçlerin doğal neticesi olduğunu anlamak için evrimsel var oluşun seyir defterine akılıca bir bakış yeter sanırım!
Dünyamızın evrim skalasına baktığımız zaman gördüğümüz element-bitki -hayvan –insan sıralamasının son örneği olan- insanı-evrimin sonlandığı nihayi örnek olarak kabul etmek; bir kategori sonrası olan -Tanrısal insan-a bir basamak olma olasılığını kabul etmemek, evrimsel gelişim kurgusunun doğasını anlamamak ile eş anlamlı sayılması gerekir.
Evrimin, türlerin gelişiminin çok boyutlu holografik yapılanma teknolojisini anlamamak,yaradılış mı yoksa Darvinci evrim gibi tek boyutlu bakışla işi çözmeye uğraşmakla eş anlamlı gözükmekte..
.Bu şıkların ikisinin beraberliği demek, -Evrensel oluşumları, bilinçli yaradılış programının holografik tarzda yaşanan hakikatinin meyvesi olarak -Bilinçli-Programlı-İlahi- evrim anlamını yakalamak demektir.
-Dinsiz bilim topal , bilimsiz din kördür-. Diyen Einstein görünenin altındaki görünmeyen ,bilinmeyen fizik olarak algıladığı dine, hakiki anlamı ile yaklaşabildiği için holistik bakışın penceresinden bakabilme başarısını yakalayabilmiştir.
İLHAM ŞİİRDE BAŞLAR
İlham konusu, insan oğlunun her uğraşı alanında üretimini sağlayan itici güç olarak, eser üreten kişilerin sahip olmasa olmaz koşulu olsa da, tanımlanması bilimsel verilerin henüz ulaşmadığı bir teknolojik hakikat olmasından dolayı, günümüze gelen kadar ancak sembolik ifadelerle çerçevesi çizilmesi mümkün olabilmiştir..
İlhamın, peri ile özdeşleştirilmesi, perinin bilinmezliklerle dolu etimolojisine sığınmak yanında, periyle özdeşleşebilecek kavramlardan, uçuculuk, uçukluk,bilinmezlilik,güzellikle örtüşmesini de gösterebiliriz.
İlhamın çok beklenen bir misafir olmasına rağmen, .teşriflerinde hangi etkenlerin rol aldığı, gelmesini icap ettiren koşulları açıklayan bildiriler, çok temel veriler dışında pek açılmadığından,açıklansa bile koşulara uyum sağlanmadığından gelişlerindeki gizemi hala muhafaza eder konumda gözükmekte. Günümüzde gelişen bilimle anlaşılmaya başlanan bir takım bilimsel hakikatlerin ışığında, soyut kavramları oluşturan evrensel teknolojik hakikatleri de anlama yolunda hızla ilerlemekteyiz.
Çekim yasasının insana etkisinin sadece maddi bedensel varlığımız ile sınırlı olmadığı, duyguların, düşüncelerinin de evrene tesir ettiğinin anlaşılması ile,maddesel ve madde ötesi taraflarının yönetilmesi farkındalığına kavuşan insanın,kaderi yapılanmasının yazılımına da etkin bir şekilde katıldığını yeniden anlar konumuna yükselmekteyiz.
İlhamla yazılan şiirler, romanlar,yapılan resimler heykeller velhasıl tüm güzel sanat ürünleri ve bilimsel ,felsefi,dinsel eserler ilhamın bilinmeyen işleyiş teknolojisinin-evrensel yapılanma teknolojisi-yaşanması ile gerçekleşen bir fiziki hakikat olduğu, evrensel yapılanma teknolojisinin bilimsel gelişimlerle deşifre edilen gerçeğinden anlamaktayız.
İlham kavramı ile teknoloji kavramının uyuşması konusunda uyanan tereddütlerin kaynağı olarak, matematiğin şiirselliğinden henüz bir esinti alınmamış olunması,tüm evrensel var oluşların matematiksel değerlerle yapılanmış fiziksel kurallarla inşa edilmiş olma hakikatinden uzak bir anlayışı gösterebiliriz..
İnsanı madde ötesi tarafı ile(enerjetik) tüm evrenle ilişkilendirebilmeyi sağlayan evrensel var oluşun holografik yapılanma teknolojisi ve insanın bütünsel var oluştaki etkinliğinin, bilimsel çözülümlerle anlaşılmaya başlanan gerçeklerinin ışığında, ilhamın da bir teknolojik gerçek olduğu hakikatine kavuşma yolunda adım atmış oluruz.
Hazret İnayet Hanın -İlham şiirde başlar ve peygamberlikte son bulur- öz deyişi ise ilhamın kategorik yapılanma teknolojisine atfen söylenmiş, ilhamın derecelerinde artışın mümkün olduğu, eserleyici odağın gelişen bilinci oranında evrensel var oluş matematiğinin sahip olduğu şiirsellikten aldığı hakikat payı oranında yapıladığı eserlerin değerlerinin de buna orantılı bir aşama kaydettiğini söyleyebiliriz.
İlhamın oluşmasını tetikleyen bireyin alt yapısını oluşturan kültürel birikimin, duygular vasıtası ile harekete geçmesi, duyguların ve kişisel birikimin karakterine uygun eserin ortaya çıkmasını ile sonuçlanır.
Günümüzün anlayışı doğrultusunda ise İlham şiirde başlar evrimleşerek peygamberlik bilincine yükselir ve ötesine doğru devam eder gider demek sanırım yanlış olmasa gerekir..
SANATIN ANLAMI
İçinde yaşadığımız Samanyolu galaksisinin fiziksel realite bazında sahip olduğu -Relativite-kavramı, toplumsal ve bireysel kavram kordinatlarımızı çevreleyen karekterdir.
Rölativitenin izafiyet-görecelilik değerleri,yaşamsal süreçlerle elde etiğimiz kavramsal kordinatlarımızın nevi şahsa münasırlığını (koyun kurt ile gezerdi fikir
başka başka olmasa) yaratan faktördür. Göreceli olanın bu şahsa münasırlılığı, kavramın
evrensel kavram kordinatlarına doğru yücelmesi ile kavramlar arası uyumlaşma, çok sesliliğin ahengi ile yaşanmaya başlanır. Evrensel-global kavramsal olguya yücelmiş her insani bilinç,bu bilinç düzeyinin bakış açısı ile yaklaşır her olguya Sanatı onun toplumsal yaşam içindeki değerini.geliştirebildiğimiz ve gelişimi oranında izafiyetten hakikate yüceltebildiğimiz kavramımıza uyumlu bir anlayışla idrak edebiliriz. Sanat-bilim-mana(felsefe-din) toplumsal gelişim lokomotifinin üç gücü olarak birbirleri ile kordine olması gereken etkenlerdir.
Bu üç motive edici faktör yaşanılan uzay zaman dönem realitesini geliştirerek toplumsal gelişimi sağlarlar. Bilimsel gelişim tarihinin gelişen kuramlar-kanunlar olarak insanlığa sunduğu matematiksel ispatların sanattaki karşılığı,sanat tarihinde çeşitli uzay zaman dönemlerinde karşımıza çıkan yeni akımlar olarak yüz gösterir. Sanat aynı bilim ve bilimsel gelişim neticesi ortaya çıkan teknoloji gibi sürekli gelişim değişim içindedir Bu gelişimi sağlayan sanatçılar öz dürtülerle bilinmeyene doğru yaptıkları ataklarla yeryüzüne ,yeni değelerle-kavramlarla donanmış eserleri hediye ederlerken toplumsal realite-kavram gelişimini sanatsal açıdan gerçekleştirmiş olurlar.
Sanat bilimsel olanın bilimselliğindeki matematiğin şiiridir.
ESMA-ÜL HÜSNA = FİZİK YASALARI
Dünyaya doğan her insani bilinç,deneyimsel süreçler toplamı olan yaşamı boyunca,islamiyette 99 sayısı ile belirtilmiş olan -Esmaül Hüsna-dan, oluşturduğu kavramı oranınca nasibini alarak yapılar kişiliğini.Yaşamsal deneyimler sonucu artan kavramı, kavram kapsama alanındaki artış olarak nitelendirirsek,önce yerel ve dar kapsamlı olan kavramının genişleyen perspektifi, bilinçlere evrensel
kapsama performansını kazandırır. Dünya platformunda evrensel bakışa kavuşmuş olanın, yücelen kavramı ile yaşadığı ve yaşatığı 99 keyfiyet,bedensel var oluşunun evrenle bütünleşmiş yapısı nedeni ile evrensel var oluşa sürekli
yansır(kelebek etkisi-bir kelebeğin kanat çırpışı bile evrende muayen bir tesir yaratır) . 99 keyfiyetten hangisini ve ne miktarda yaşarsak evrensel var oluşu o mahiyette ve miktarda etkileriz..Yani duygusal duyumsal tavırlanmamızın, bedensel varlığımızda tezahür eden fiziko şimik olgularla yaşanır olması, bir ve bütün olduğumuz tüm evrensel var oluşlara anında yansıması anlamını taşır.
Evrensel,global bakış kavramı evrim çarkının son noktası olabilirmi?Değişim ve gelişimin nihayeti ,var oluşun evrime programlanmış çok boyutlu yapısına ters düştüğü için(terstir çünki durağan olan sitemler yok olmaya mahkumdur)evrimsel süreçlerin, doğası gereği sonsuz gelişime programlanmış olması gerekir.
Bu bakış açısından hareketle,evrensel kapsama alanı ötesi kavram, acaba ne olabilir. Çok boyutlu parelel evren sitemleri olarak yapılanmış
olan aktif var oluş,gelişen evrimleşen insani bilincin kendi biokompitur yapısındaki kod açılımı ile çok boyutlu evrensel var oluşla bütünleşen yapısını idrak etmeye ve yaşamaya başlaması sonrası, kapsama alnını üst boyutsal var oluşlara doğru yükseltme potansiyeline sahiptir.
Bu mahiyetteki bir gelişimi gerçekleştiren birey sayısının belli bir düzeye kavuşması neticesi, yeni karekterdeki maddesel oluşumun(enerjetik maddesel tam bütünleşim frekansına sahip madde) yaratılma sonrası,insan biokompituru fizik yasalarının evrimleşmesini sağlayıp dönüştürdüğü,dönüştüğü yeni fiziğin tüm performansını yaşar konuma ükselebilecektir.Çok boyutlu evrensel var oluşun çok boyut kompiturunu açanlar,her boyuttaki var oluşları ile her boyutta aynı anda bulunma gerçeğini ,fiziğini, bilinçli farkındalıkla yaşar konuma gelebilecektir.
SANATSAL OLAN BİLİMSELDİR
Sanatın ve Bilimin genel tarifleri içinde birbirlerini oluşturan ortak programlarını bulmamız mümkün olmasa da, bilim ve sanatın fizikoşimik teknolojisini anlayacak düzeyde bilgiye doğru yücelim, bu ikiliyi birbirini oluşturan etkinlikler olarak anlamamızı mümkün kılar.. İnsanoğlu bilginin sonsuz sınırsızlığını ve her yeni terminolojinin özgün olma halini kabul ederse, kendini yenileyerek içinde yaşadığı uzay zamana uygun bir titreşim frekansına yükselir.Dünyamızda yaşanan teknolojik gelişimin hız faktörü, bilimsel gelişime paralel olarak ivme kazanmakta...
Teknolojik gelişimin bilimsel yanı, yapılanan aletlerin amaçlarına uygun faaliyetlerini her yeni aygıtla daha yüksek bir performansa yükseltirken, sanatsal yanı ürünün iç ve dış dizaynındaki yeni çizgiyle yapılanmış olur. Bir misal olarak teknolojik gelişim ile çok yakın tarihlerde hayatımıza giren mobil telefonları ele alalım.Bu cins telefonların kısa tarihleri içinde geçirdikleri teknolojik evrim hepimizin malumudur.Bu gelişimin bilimsel gelişimle sağlandığı ise tartışmasız bir olgudur elbette. .Teknoloji, bilimsel gelişimle anlaşılan fizikoşimik yasaları üretilen aygıtlara tatbik ederek, aygıtların sahip olduğu özelliklerinin artışını sağlar.Mobil telefonlarla uzak mesafelerden ses ve görüntü alabilme özelliği, bu mahiyetteki fizikoşimik kuralların bilgisinin anlaşılıp aygıtta uygulanması ile sağlanır.Cevherin(zaman-mekan-form) var oluşu ile sahip olduğu cevherlik bilgisinin matematiksel ahenk ve dengesi doğasallığının genel karakterinden kaynaklanır.
Doğasal olarak sahip olunan organizma biligisi ile ortaya çıkan eserler, ancak gerçek bir sanat eserindeki ölçünün mükemmelliği ile örtüşür.Yokluk bilincinden ilk temel hareketle başlayan varlık alemlerinin helezonik vibrasyonlarla sonsuz sınırsızlığa yayılma faktörünün- La- frekansı ile gerçekleşmiş olması,varlıklaşmanın temelindeki müzikaliteyi gösteren sanatsal açık delildir.Sonsuz sınırsız uzayın süper güç boyutları dahilindeki her uzay objesi
(-Uydular-Planetler-Güneşler-Galaksiler,Evrenler-Gürz sistemleri-Hakboyut bütünsellikleri)bu objelerin organizma bilinçlerine nakş olmuş bilginin haiz olduğu koreografi ile, yaratılma senfonisinin birer tatbikatçısı olarak dönerek yaptıkları danslarını müthiş bir uyum içinde sürdürürler.Çekirdek dünya laboratuar planetliğinin yanında, bir sahne olarak ta sanatsal etkinliğin yaşamsal olgular bütünlüğü olarak sergilenen mekan olma özelliğini de taşır.
Dünya sahnesinde sergilenen yaşamsal çeşitliğin sanatsal performansını ortaya çıkaran etkinin, tüm uzay objelerinin yapılanma teknolojisi bilgisi ile paralellik gösterdiğini anlamamız gerekir.Süper güç boyutları yapılanma teknolojisi için-müzik ve dans örneği dışında, mimari, şiir, heykel, resim vs.. gibi tüm sanatsal etkinlikler kedi varlık kategorisi mahiyetleri doğrultusunda, her yaratım aşamasında muayyen kıstaslarda kullanılmış olması gerekir.Sanat ve bilimin bu muhteşem beraberliklerinin neticesi yaşanan gelişimler insani bilinçlerin biorobotik vasıtalarına yansıdığı oranda, biorobotları oluşturan maddesel enerjetik düzen kombinasyonlarının karekterinde metamorfoze oluşla gerçekleşen yükselme(dünyasal teknolojik aygıtlarda olduğu gibi) kaçınılmazdır.İnsani -biorobotik- vasıtaları oluşturan hücresel kombinasyonların iç dizayn kurallarındaki gelişimle yaşanmaya başlanan süper fizik realitelerinin o mahiyetteki olanlarının eskileri ile yer değiştirmesi, bilinç ve maddenin gelişimini gerçekleştiren fizikoşimik reaksiyonlardır.Ürettiği aygıtların teknolojisini sürekli geliştiren insan oğlu bu gelişimlerin kavramsal etkinliğini kendi kavram koordinatlarına eklediği sürece kendi organizması ve üzerinde yaşadığı dünya organizmasının bilincinide geliştirmiş olur.Yaratıcılık sanatsallığını bilgi
SANATIN POZİTİF - NEGATİF FAKTÖRÜ
Toplumsal realite geliştirici etkinlik odakları olan sanatçılar, cevherden hareketle yapıtladıkları eserlere kendi olma frekanslarını yükleyerek eserleyicilik aktifliğini gerçekleştirirler.Bilginin çift kutbiyetliği- pozitif, negatif- varlıklaşma imkanı getirirci özellik olarak, aynı zamanda bu iki kutbiyetten yaratımıda imkanlı kılar.. İnsanlık tarihi boyunca semboller ile şekillendirilen evrensel yaratılış sırlarından biride gamalı haçtır.Gamalı haç sembolünün Mu uygarlığı döneminden itibaren çeşitli kültürlerde kullanılıp ve evrensel var oluşların mikrodan makroya dönüşüm çarkını (saatin dönüş yönünde)simgeler bir işaret olarak yerleşmiştir semboller dünyasına..Hitler tarafından dönüşüm yönünün ters tarafa çevrilmiş(saat yönünün tersine) gamalı haç kullanılması ile bu sefer negatif aktiviteyi simgeler hale gelmiş bir sembol olarak tarih sahnesinde yerini almıştır..Sanat odaklarının da her bilinç gibi yeryüzü yaşamları ile oluşturdukları kişiliklerin makbul olgular -pozitif-yahut olmayan-negatif- hallerin deneyimi ile kavram oluşturması söz konusudur.Bu iki
kutbiyetin birinin ısrarlı takipçiliği bu kutbiyetlerin birinin elemanı olma konumuna getirir bilinci.Kendini bu iki kutbiyetten birinin üyesi konumuna kitlemiş olan sanatçı artık ne üretirse üretsin ait olduğu kutbiyetin frekansını yayar eserleri ile..Çeşitli sanatsal aktifliklerle üretilen eserlere bu açıdan bakarsak; bir bestecinin yedi notadan hareketle ürettiği eserin, bestecinin kavramı ve kutbiyeti oranında bir frekansa sahip olması gibi her sanatsal branşta yaratılan eserlerin, cevheri işleyen sanatçısının kavram ve kutbiyeti ile orantılı frekans taşıması kaçınılmazdır.
Eserdeki negatif yahut pozitif aktif yoğunluk eserle muhatap olan bilince, duyu organları vasıtası ile ulaşır.Bu tesirlerin icra edilmiş eserin karakterine uygun yayılım faktörü ile muhavece olan bilinçler, biorobotik vasıtanın biokompiturunun algı kapasitesini harekete geçiren fizikoşimik etkilerin neticesi eserin yaydığı frekansın tesiri altına girerler..Hoşlanma, hoşlanmama, sempati, antipati gibi duyguların ortaya çıkış nedeni eserdeki frekansın bize uyumlu yahut uyumsuz olması ile açıklanabilr. Eğer bir bilincin kavramı eseri değerlendirme için gereken alt yapısallığa haiz değilse karşılaştığı eserle senkronize olamaz.Bu durumda da anlayış eksikliğinden kaynaklanan eseri beğenmeme hadisesi ceyran eder.Beğeni düzeyimizin kalitesi kavram sınırlarımızın oranındadır..İçinde yaşanılan uzay zaman dönem realitesini yükseltebilecek performansta olan sanat eserleri ile hemhal oluş, hemhal olmanın yoğunluğu oranında bilinçlere yücelim imkanı sunar.Bu olguyu bilimsel realiteden bir örnekle mukayese edersek, bilinçlerin içinde yaşadığı uzay zaman realitesi fiziğini anlayıp olgulaması ile açılan, yücelen kavramları onları nasıl yeni evrensel anlayışların(süper fizik realiteleri) dünyasına adım attırıyorsa, Avant-garde-Öncü- sanat eserleri de, muhatap olanı başka bir sanat anlayış perspektifine kavuşturur.
Bu gün bilimsel gelişimle gelinen noktada evrensel var oluş hakkında her şeyi açıklayabilecek tek bir yasa arayışında olan bilim adamlarının-Birleşik alan teorileri- gelişen bilimle evrensel varoluşların çok boyutlu holografik yapısını ve çok boyutluluğun altındaki tek hakikatin sezgisine kavuşmuş olduğu gibi, gelişen sanat kavramı ile aktif var oluşun tüm süper güç boyutları ve laboratuar planet olan dünyamızın da, cevherden yola çıkarak yapılanan ne varsa bilimselliğin doğal olarak taşıdığı sanatsallıkla, çeşitli kategorideki uygulamalar sayesinde gerçekleşmiş olduğu anlayışına ulaşabiliriz.
Hayatlarımıza soktuğumuz sanatsal eserlerinin birer frekans yayım aracı olduğu bilgisi ile seçiciliğimizi bu anlamda kullanarak gelişim faktörümüzü pozitif yahut negatif aktif frekanslarla tamponize edebiliriz.Öncü sanat eserlerini ancak eskiye bağımlılıklarını aşabilen sanatçılar doğaçlayarak yaratabildikleri gibi bunlarla senkronize olabilenlerde aynen eskiye bağımlıklarını aşabilenler arasından çıkarlar.
Metamorfoz e olmak ve Tarkan
Tarkan ın son albümüne verilen ad olarak Metamorfoz kelimesini seçmesi, bu kavramın toplumsal belleğimizdeki içeriği hakkında düşünmemizi tetikler nitelikte (pop kültürünün yadsınamaz bir faydası!)
Metamorfoz kelimesinin lügat karşılığı olarak karşılaştığımız değerler: başkalaşım,değişim,farklılaşmak anlamları ile ilişkilendirilmekte.
İnsanın başkalaşması nın temel göstergelerini düşünmek, kavramının içeriğinin derin sularına doğru bakışı imkanlı kılmak, Fransız ca da olsa , bu kel
İmenin kavramsal değerini,derinlemesine idrak etmek, toplumsal bilince katkı açısından, her katkı gibi önemli gözüküyor.
Tarkan ın onca alternatif içinde Metamorfoz kelimesini albümüne isim yapması, Dünya genelinde yaşanan değişim rüzgarından esintilerin, Tarkan tarafından aldığını göstermekte,.
Tarkan ın kılık ve kıyafeti ile ortaya koyduğu değişimin,iç dünyasındaki değişim,gelişimle orantılı olup olmadığını,albümdeki parçaların müzik kalitesindeki değişimle daha somut olarak anlayabiliriz-sanatçı eserinde yansır.-
Bu konudaki değerlendirmeyi işin uzmanlarına bırakıp ,başkalaşım kavramına holistik (bütünsel) bir bakışla yaklaşmamız,çorbaya tuz olmamız amacını taşımakta.
Başkalaşmak ,değişmek,değişerek var olmak,evrensel var oluş siteminin holografik yapılanma teknolojisi gereği, her boyuttaki varlıkların tabii olduğu fiziksel.zorunluk olarak yaşanması kaçınılmaz bir fenomendir.
Değişime direnmek,maddenin doğasına aykırı olduğundan maddeli değişmeye direnmek mümkün olmasa da,toplumların manevi olgular bütünlüğü olarak betimleyebileceğimiz ,bir takım alışkanlıklarının, bağnazlık,yozlaşma,idrak eksikliği gibi unsurların etkisi ile yaşanılan zamana uyumlu gelişiminin, çoğu zaman direnişle karşılandığı malumdur.
İnsan çok boyutlu holografik yaşamının içinde, öz beninden ,ana kaynaktan gelen değişim güdüsünü duyarak faklı bir kulvar arayışına yönelir
Yersel kişiliğinin kazandığı bilinç erginliğine orantılı olarak bu güdüye uyar,yahut yersel kişilğinin sınırlarını genişletmeyi bozulma saydığından,başkalaşımı red eder.
Sanat,bilim ve manevi olgular –din ve felsefe- adamlarının uğraştıkları alanlarda verdikleri eserlerin,kavramsal değerleri oranında,öz kaynak bilgilerini dünyaya doğaçlamaları ile gelişen toplumsal realite oranında, metamorfoze olurlarken toplumsal kavram olma frekansını da .geliştirerek yüceltmiş olurlar.
Metamorfoz ,değişim,başkalaşım yasalarına uyumlu olabilmek, çağın ruhunu yakalamak anlamının yanında,dünyanın içinde bulunduğu uzay zaman döneminin titreşim frekansına uyumlu titreşmek anlamını da içerir.
Yaşam-Ölüm-Evren
İlahi evrimsel süreçlerin son prototipi olan insanı kendinden önceki prototiplerden(element,bitki,hayvan) ayıran en temel özellik olarak ,düşünce ve mantık olgusunu gösterebiliriz.
İnsanoğlu düşünerek yapıladığı kavramsal potansiyelinin penceresinden bakar evrene (görecelilik prensibi).
Bu bağlamda düşündüğü için var olduğunu, her var olanın da öldüğünü bilmesinden dolayı var oluşunu,ölümü,evreni sorgular.
Evrensel var oluşların fiziksel hakikati ile ilgili sorulara verilen cevapları iki kategoride toplayabiliriz.
-
Yaşanılan uzay zaman döneminin bilimsel verileri baz alınarak üretilen bilim felsefesi kapsamına giren evrensel var oluş teorileri.
-Her dönem içlerindeki bilgi potansiyelini(dna kayıtları) açığa çıkarabilmiş bilge-ermiş lerin evren hakkında sarf ettikleri kelamlar.
Evrensel var oluş teorileri içinde, bilimsel çevrelerde hayli taraftar toplayan- Holografik evren- modeli; bilge kişilerin çağlar öncesinden ifade etikleri özlü değişlerle uyumlaşması açısından son derece ilham verici.
Hologram kavramının bilimsel olarak ortaya çıkış ile ,evren in yapılanma teknolojisinin holografik dizayn özelliğini ve bu özeliğin taşıdığını düşündüğümüz değerlerini ifade edebimle imkanı,teorinin dayandığı felsefenin sağlamlığı açısından ikna edici olabilir.
Hologram kavramında en küçük parçanın en büyüğün tüm özelliklerine sahip olmasını,çağlar öncesinden -18 bin alemi bir zerrede gördüm diyen bile yaşamamış olsaydı, bu hologram özelliğini (hologram kavramının olmadığı bir dönemde)i nereden bilebilirdi.
Ne varsa alemde o dürülmüş ademe, diyen bilgenin, dna nın keşfinden asırlar önce kendi dna kodlarını açıp kelam etmiş olmasından başka bir gerçek olabilir mi.
Evrensel var oluşların yapılanma teknolojisinin holografik dizayn özelliği ,çok boyutlu var oluş kategorilerini iç içe barındığı,farklı fizik realitelerinin sürekli değişerek,evrimleşmesine uygun bir özellikte görünmekte.
Farklı fizik realitelerinde birbirinden farklı kavramlarla sürdürülen evrensel var oluş çarkını bu doğrultuda anlamamız, ölüm-doğum-evren kavramına çok boyutlu bakış açısını kazandırır..
|